Pages

Subscribe:

5 Şub 2009

Siyaset canibiyle onlara galebe edilmez!

Bediüzzaman,

rivayetlerde gelen eşhas-ı ahirzamana ait haberlerin

mühim bir kısmını

ve hürriyetten evvel İstanbul'da tevilini söylediği

hadîslerin ihbar ettiği ahirzamanın dehşetli şahıslarının

âlem-i İslâm ve insaniyette zuhur ettiğini görür.

Ve yine, gelen rivâyetlerden,

onlara karşı çıkacak ve mukabele edecek olan

hizbü'l-Kur'an hakkında,


"O zamana yetiştiğiniz zaman,

siyaset canibiyle
onlara galebe edilmez
;

ancak mânevî kılınç hükmünde

i'caz-ı Kur'an'ın nurlarıyla
mukabele edilebilir"

tavsiyesine müracaatla,

Ankara'da teşrik-i mesai edemeyeceği için,

kendisine tevdî edilmek istenen mebusluk,

Darü'l-Hikmeti'l-İslamiye gibi Diyanetteki azalığı,

hem Vilayat-ı Şarkiye Vaiz-i Umûmiliği tekliflerini

kabul etmez
.

Kendisini fikrinden vazgeçirmek için çalışan

ve Ankara'dan ayrılmamasını rica için istasyona kadar gelen

bir kısım mebusların da arzularına uyamayacağını bildirerek,

Ankara'dan ayrılır, Van'a gider.

Ve orada hayat-ı içtimaiyeden uzaklaşarak Erek Dağı eteğinde,

Zernebad Suyu başında bir mağaracıkta idame-i hayat etmeye başlar.

Tarihçe-i Hayat - 132

3 Söz sizde:

by ene dedi ki...

Allah razı olsun..

nurhanali dedi ki...

O büyük veli, onun dar daireyi geniş tasavvurundan ona itiraz etmiş. Hem o zât haklı, hem Eski Said bir derece haklıdır.
Çünki Risale-i Nur imanı kurtarması cihetiyle o dar dairesi madem hayat-ı bâkiye ve ebediyeyi imanla kurtarıyor. Bir milyon talebesi, bir milyar hükmündedir. Yani bir milyon değil, belki bin insanın hayat-ı ebediyesini temine çalışmak, bir milyar insanın hayat-ı fâniye-i dünyeviye ve medeniyetine çalışmaktan daha kıymetdar ve manen daha geniş olması;
(Emirdağ - 2 - 112)

Bin insanın hayat-ı ebediyisine çalışmak bir milyar insanın hayatı dünyevisine çalışmaktan efdaldir.Kıymet ahirete göre!

"Kul" dedi ki...

Sadakte aziz Abimiz..

İşte tam da bunu demek istemiştim, bu iktibas ile..

Allah râzı olsun..

Belki başka bir ebedî âlemde mesûdâne yaşaması hikmetiyle, bu dünyada çalışmak ve onu kazanmak için gönderilmiştir.
Münâcat | 360

Herkesin, İmân mukabilinde, bu zemin yüzü kadar bağlar ve kasırlarla müzeyyen ve bâki ve daimî bir tarla ve mülkü kazanmak veya kaybetmek dâvâsı başına açılmış. Eğer İmân vesikasını sağlam elde etmezse kaybedecek. Ve bu asırda, maddiyyunluk tâunuyla çoklar o dâvâsını kaybediyor. Hattâ bir ehl-i keşif ve tahkik, bir yerde kırk vefiyattan yalnız birkaç tanesi kazandığını sekeratta müşahede etmiş; ötekiler kaybetmişler. Acaba bu kaybettiği dâvânın yerini, bütün dünya saltanatı o adama verilse doldurabilir mi?
Asa-yı Musa - 21