Pages

Subscribe:

7 Mar 2009

Üstad-ı Ezelîsinden ders alır, sonra ders verir.




Dördüncü Esas:

Hem maden-i kemâlât ve muallim-i ahlâk-ı âliye olan

o dellâl-ı vahdâniyet ve saadet,

kendi kendine söylemiyor, belki söylettiriliyor.

Evet, Hâlık-ı Kâinat tarafından söylettiriliyor.

Üstad-ı Ezelîsinden ders alır, sonra ders verir.

Çünkü, sabık işaretlerde kısmen beyan edilen

binler
delâil-i nübüvvetle,


Hâlık-ı Kâinat,

bütün mu'cizâtı onun elinde halk etmekle gösterdi ki,

o, Onun hesabına konuşuyor, Onun kelâmını tebliğ ediyor.

Hem ona gelen Kur'ân ise,

içinde, dışında kırk veçh-i i'câz ile gösterir ki,


o Cenâb-ı Hakkın tercümanıdır.

***

Hem o kendi zâtında

bütün ihlâsıyla

ve takvâsıyla

ve ciddiyetiyle

ve emanetiyle

ve sair bütün ahval ve etvârıyla gösterir ki,

o kendi namına, kendi fikriyle demiyor,

belki Hâlıkı namına konuşuyor.

Hem onu dinleyen bütün ehl-i hakikat,

keşif ve tahkikle tasdik etmişler ve ilmelyakîn İmân etmişler ki,

o kendi kendine konuşmuyor;

belki Hâlık-ı Kâinat onu konuşturuyor,

ders veriyor, onunla ders verdiriyor.

Öyleyse, onun sıdk ve hakkaniyeti,

bu dört gayet kuvvetli esasların icmâına


istinad eder.

19. Mektup | 191

0 Söz sizde: