Pages

Subscribe:

10 Eki 2009

Ben kadınların müdafîiyim.!


Bir gün merhum, muazzez ve muallâ Üstadımız Hazretleri buyurdular ki (şu mealde):


“Ben bir hanım Nur talebesini, otuz erkek Nur talebesi fevkinde görüyorum.
Çünkü onlar dinde samimidirler; hem fıtratlarında olan şefkat seciyelerini Risale-i Nur’da görünce tam sarılıyorlar.
Ahir zamanda taife-i nisa, dine mühim hizmet yapacaklardır.

Kendilerinin açık saçıklığa heves etmeleri, onların fenalığından değil,
zaife oldukları için, kendilerini himaye edecek bir kocaya sahip olabilmek gibi bir histen ileri geliyor.
Ben kadınların müdafîiyim.
Çünkü kadınlarda şefkat seciyeleri bozulmamış; evlâdı için hayatını feda eder.

Fakat erkeklerde namus seciyesi inkısam etmiş, zayıflamış, yani samimiyet bulunmuyor.
Hem de kafalarını siyaset bozmuş; riyakâr olmuş.
Nasıl ki bir korkak kumandana, cesur bir nefer kalben itaat edemez;
bunun gibi şefkat seciyelerini muhafaza eden şefkat kahramanları da
karısını koluna takıp sokağa çıkan dindar erkeklerde dahi zaafa uğrayan,
zayıf bir namus seciyesi
ne sahip bir kocaya ailesi tam itaat etmiyor.
Karı koca mabeynindeki bütün geçimsizliklerin sebebi bundan ileri geliyor.”

Buna binaen bizde
  • hanımlara bilhassa,
  • mütedeyyinlere,
  • bilhassa ve bilhassa Risale-i Nur’la kurtulup Risale-i Nur’a sarılanlara
şefkat ve müsamaha ile,
biraz yaşlanınca, imanlı olmak, feraizini yapmak gibi Cebel-i Uhud misalindeki değeri
ve esasattaki bu amel ve itikadı karşısında
kadınlık hissiyatından, gençlik saikasıyla olan fer’î şeylerden neşet eden bir nevi fürudvari kusur ve hatalarını
müsamahayla ve şefkatle, kusurlarını nazara alıp ve verip tenkit etmemek,
hasene ve hizmetini nazara almak ve vermek gibi
müşfik Üstad-ı ekmelimin ahlâk-ı hamidesiyle ahlâklanarak bu ulvî ahlâkın muktezasıyla
–Nur kardaşlarımıza, bilhassa Nur’a dost ve taraftar olanlara ve mü’min ve mü’minelere–
kalen ve kalemen amel etmeye çalışıyoruz.

Bu mezkûr hakikate binaen hanımların ister küllî ister cüz’î uyanmasına
mütevafit derecede İslâmiyetin icabatıyla amil olmalarına hizmet eden,
bilhassa ve bilhassa Nur’larla kurtularak, uyanarak
iman ve İslâmiyete, Nur’un meslek ve meşrebine (tam mutabık olmasa) dahi
ki meslek ve meşrebine göre kal ve kalemini istihdam etmeyi esas tutan mümtaz Nur kardeşlerimizin
bu candan ve samimi arzularına pek o kadar uygun gelmese dahi
bu bir yetiştirme devresidir, inşaallah gittikçe tekemmül eder
kendisinin Nurcu olduğunu bazı kal ve kalemiyle anlayan okuyucular ve dinleyiciler üzerinde,
kabiliyeti nispetinde Nur’un feyziyle müessir oluyor.
Fevkalâde bir hizmet yapıyor.
Bu vesileyle okuyucu veya dinleyicilerde
Nur’lara iştiyak veya takdir ve dostluk hiss-i ulvîsinin meydana gelmesine vesile oluyor.

Zübeyir Gündüzalp'ten r.a.
NEZİHİ MUSTAFA POLAT’A MEKTUP (1969)


0 Söz sizde: