Pages

Subscribe:

11 Nis 2012

RİSALE-İ NURDAKİ VECH-İ TEVFİK GEREKTİREN KONULAR....

Risale-i Nur bu vazifeyi; en dehşetli bir zamanda ve en lüzumlu nazik bir vakitte, herkesin anlayacağı bir tarzda; hakaik-ı Kur'aniye ve îmaniyenin en derin ve en gizlilerini, gayet kuvvetli bürhanlar ile isbat ederek; İFADELERİNDE GEÇEN "herkesin anlayacağı" İFADESİ HEM UYGULAMAYA, HEM RİSALE-İ NURDAKİ İMAN İLMİNİN ÖZELLİĞİNE HEM DE:

Bir sene bu Risaleleri ve bu dersleri anlayarak ve kabul ederek okuyan; bu zamanın mühim, hakikatlı bir âlimi olabilir. Eğer anlamasa da, madem Risale-i Nur Şâkirdlerinin bir şahs-ı mânevîsi var, şübhesiz o şahs-ı mânevî bu zamanın bir âlimidir. İFADESİNDEKİ "Eğer anlamasa" İFADESİ İLE ZAHİRİ TEZAT GİBİ GÖRÜNMEKTEDİR.

O HALDE BU MESELENİN VECH-İ TEVFİKİ OLMALIDIR. O DA KANAATİMCE:

Risale-i Nur, yüze yakın din tılsımlarını ve hakaik-i Kur'aniyenin muammalarını hall ve keşfetmiştir ki; her bir tılsımın bilinmemesinden çok insanlar şübehata ve şükûke düşüp, tereddüdlerden kurtulamayıp, bazan îmanını kaybederdi. Şimdi bütün dinsizler toplansalar, o tılsımların keşfinden sonra galebe edemezler.

İfadesinden istinbat edersek, bu zaman kadar bazı hakaik anlaşılamamış ve de anlatılamamış. Fakat risaleler bunları anlaşılır bir şekilde ifade etmiştir. Fakat herbir meselesini herkezin anlaması da mümkün değildir. Fakat anlayanlar anlamayanlara anlatırlarsa anlamayanlar da anlamış olacaklardır. Nitekim:

İki gün evvel, İsm-i Hakem Nüktesi'ni okuyan bir Nakşî dervişi, güneşin ve manzumesinin bahsini, Risale-i Nur mesleğine vech-i tatbikini anlamamış. Demiş: "Bu da ehl-i fen ve kozmoğrafyacılar gibi bahseder" tevehhüm etmiş. Yanımda ona okundu, ayıldı. "Bu bütün bütün başkadır" dedi. Demek kozmoğrafyacılar gibi ehl-i fennin en son ve geniş nokta-i istinadları ve medar-ı gafletleri olan perdelerde nûr-u ehadiyeti gösteriyor. Orada da düşmanlarını tâkib ediyor. En uzak tahassüngâhlarını bozuyor. Her yerde, huzura bir yol gösteriyor. Eğer güneşe kaçsa, ona der: "O bir soba, bir lâmbadır. Odununu, gazyağını veren kimdir? Bil, ayıl!" Başına vurur.

Hem kâinatı baştan başa âyineler hükmünde tecelliyat-ı esmaya mazhariyetlerini öyle gösteriyor ki, gafletin imkânı olmuyor. Hiçbir şey, huzura mani olmuyor. Ehl-i tarîkat ve hakikat gibi huzur-u daimî kazanmak için, kâinatı ya nefyetmek veya unutmak ve daha hatıra getirmemek değil; belki kâinat kadar geniş bir mertebe-i huzuru kazandırdığını ve geniş ve küllî ve daimî kâinat vüs'atinde bir ubudiyet dairesini açtığını gördüm.


"madem Risale-i Nur Şâkirdlerinin bir şahs-ı mânevîsi var, şübhesiz o şahs-ı mânevî bu zamanın bir âlimidir" ifadesi de anlayış istidadı inkişaf etmiş kişilerden nurun bazı meselerinin talimine de teşvik vardır diye düşünüyorum

0 Söz sizde: