Pages

Subscribe:

20 Nis 2013

RİSALE-İ NUR NEDEN KUR'AN'IN MU'CİZE-İ MANEVİDİR?

Risalet-in-Nur ise, Kur'an'ın bir mânevî mu'cizesi olarak îmanın esasatını kurtarıyor GİBİ İFADELERDE GEÇEN MANEVİ MU'CİZE NE ANLAMA GELDİĞİNİ BİR KAÇ VECİHLE İFADE EDEBİLİRİZ.

1- HER ŞEEYDEN EVVEL RİSALELERDEKİ MESAİLİN HEPSİ SADECE VE SADECE KUR'ANIN NURLARIDIR VE ONLARIN İFADELERİNDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR:

Manevî bir elektrik olan Resâil-in Nur dahi ne şarkın malûmatından, ulûmundan ve ne de garbın felsefe ve fünunundan gelmiş bir mal ve onlardan iktibas edilmiş bir nur değildir. Belki semavî olan Kur'an'ın, şark ve garbın fevkindeki yüksek mertebe-i arşîsinden iktibas edilmiştir.1. ŞUA

Risalet-ün Nur sair te'lifat gibi ulûm ve fünundan ve başka kitablardan alınmamış. Kur'andan başka me'hazı yok, Kur'andan başka üstadı yok, Kur'andan başka mercii yoktur. Te'lif olduğu vakit hiçbir kitab müellifinin yanında bulunmuyordu. Doğrudan doğruya Kur'anın feyzinden mülhemdir ve sema-i Kur'anîden ve âyâtının nücumundan, yıldızlarından iniyor, nüzul ediyor. 1. ŞUA

تَنْزِيلُ الْكِتَابِ cümlesinin sarih bir manası asr-ı saadette vahiy suretiyle Kitab-ı Mübin'in nüzulü olduğu gibi, mana-yı işarîsiyle de, her asırda o Kitab-ı Mübin'in mertebe-i arşiyesinden ve mu'cize-i maneviyesinden feyz ve ilham tarîkıyla onun gizli hakikatları ve hakikatlarının bürhanları iniyor, nüzul ediyor diyerek şu asırda bir şakirdini ve bir lem'asını cenah-ı himayetine ve daire-i harîmine bir hususî iltifat ile alıyor.1. ŞUA

2- ŞİMDİYE KADAR İMANİ MESELELERİ İFADE ETMEK MÜMKÜN OLMAMAIŞ YANİ İMAN HAKİKATLERİ İNSANLARIN KALBİ DERİNLİKLERİNDE HİSSEDİLMİŞ, BELKİ KERAMETLERLE KİŞİNİN İMANİ YOĞUNLUĞU ANLAŞILMAYA ÇALIŞILMIŞ VE ADAMDAKİ İMANA BAKIN İFADELERİ İLE İMANIN KEYFİYETİ ANLAŞILMAKTAYDI. O HALDE NORMAL SİSİTEM BU ŞEKİLDEYDİ. AMA RİSALE-İ NUR İMANİ MESELELRİ SATIRLARA DÖKTÜĞÜ İÇİN TAKAT-I BEŞERİN FEVKİNDE BİR KONUMA MAZHAR OLMASIYLA KUR'AN'A İNTİSAP SIRRIYLA MANEVİ MU'CİZEDİR.

3- EVLİYA VE ARİFLERİN KİTAPLARI ŞİMDİYE KADAR KENDİ MEŞREB, TARAFTAR VE DE EHL-İ İMANA BİR ŞEYLER İFADE ETMİŞTİR. RİSALELER İSE MESLEK VE MEŞREB FARK ETMEDEN SADECE EHL-İ İMANA DA DEĞİL BÜTÜN İNSANLIĞA HİTAP ETMEKTEDİR. NASIL Kİ KUR'AN BÜTÜN İNSANLIĞA HİTAP ETTİĞİ İÇİN MU'CİZEDİR. KUR'ANIN MANALARINI DERS VEREN RİSALLELER DE BÜTÜN İNSANLIĞA HİTAP ETMEKLE KUR'AN'IN MANEVİ MU'CİZESİ OLMAKTADIR.

Risale-i Nur eczaları, bütün mühim hakaik-i îmaniye ve Kur'aniyeyi hattâ en muannide karşı dahi parlak bir surette isbatı, çok kuvvetli bir işaret-i gaybiye ve bir inayet-i İlâhiyedir. Çünki hakaik-i îmaniye ve Kur'aniye içinde öyleleri var ki; en büyük bir dâhî telakki edilen İbn-i Sina, fehminde aczini itiraf etmiş, "Akıl buna yol bulamaz!" demiş. Onuncu Söz Risalesi, o zâtın dehasıyla yetişemediği hakaiki; avamlara da, çocuklara da bildiriyor.

Hem bütün ukûlü hayrette bırakan ve hiçbir felsefenin eliyle keşfedilemeyen ve sırr-ı hilkat-ı âlem ve tılsım-ı kâinat denilen ve Kur'an-ı Azîmüşşan'ın i'cazıyla keşfedilen o tılsım-ı müşkil-küşa ve o muamma-yı hayret-nüma, Yirmidördüncü Mektub ve Yirmidokuzuncu Söz'ün âhirindeki remizli nüktede ve Otuzuncu Söz'ün tahavvülât-ı zerratın altı aded hikmetinde keşfedilmiştir. Kâinattaki faaliyet-i hayret-nümanın tılsımını ve hilkat-i kâinatın ve akibetinin muammasını ve tahavvülât-ı zerrattaki harekâtın sırr-ı hikmetini keşf ve beyan etmişlerdir, meydandadır, bakılabilir.

Eğer haşrin gelmesini, gelecek baharın gelmesi gibi, kat'î bir sûrette anlamak istersen; haşre dair Onuncu Söz ile Yirmidokuzuncu Söze dikkat ile bak, gör. Eğer baharın gelmesi gibi inanmaz isen, gel parmağını gözüme sok... gibi ifadeler ise bunun delilleridir, diye şimdilik mütalaaa ediyorum. fikirlerinize havale edilir..

0 Söz sizde: